REVA MI BU?
Prof.Dr. Benal Büyükgebiz

Prof.Dr. Benal Büyükgebiz

Takviye

REVA MI BU?

23 Ağustos 2017 - 11:55

REVA MI BU?

Çook üzüldüm... :)

Sevgili anneler, merhaba...

Ergenler için "hard to reach population" yani "ulaşılması güç bir grup" tanımlaması yapılır. Ancak görüyorum ki sadece onlar değil ulaşılması güç olanlar :) Dünya tatlısı Genel Yayın Yönetmenimiz Mehtap Erel'in yazısının 2000'den(!) fazla okunup da, Ergenlikte Beslenme-2 sadece 42 okur tarafından okununca (doğal tabii ama kabullenmek zor :)) durdum düşündüm doğrusu... Ergenlere ulaşmak gerçekten güç... Bizi onlarla ilgili sitelerden davet etmiyorlar yazmamız için :( Biz de aslında onlara ulaştırılması gereken bilgileri sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Konu cidden çok önemli... Bunda da başarılı olamadığımı idrak edince :) sevgili Itır'dan başlığı değiştirmesini rica ettim. Böylece ben de manşet atma konusunun ne kadar önemli olduğunu anlıyorum. Planladığımız üzere bugün de yazımızın üçüncü bölümünü okuyacaksınız... Anne Boyutu okurlarıyla kocaman bir aile olmanın samimiyeti ile, sevgiler...   

                                                                              ***

Sevgili Anne ve Babalar,

Bildiğiniz gibi osteoporoz, kemik kırılganlığında artma ve kırıklara yatkınlık ile seyreden, düşük kemik kitlesi ve kemikte yapısal bozulma ile karakterize sistemik bir kemik hastalığıdır. Kemikte mineral yoğunluğu belirgin derecede azalır. Ortaya çıkışı 50 yaş sonrasına denk gelse de önlemek için yapılabilecekler ergenlik yaş grubundadır. Nedeni de erişilebilecek maksimum kemik kitlesine ergenlik döneminde büyük ölçüde ulaşılmasıdır. Edinilen maksimum kemik kitlesine etkili faktörler:

1. Genetik (% 60-80)

2. Çevresel faktörler (% 20-40) olarak gruplandırılır.

Genetik faktörler değiştirilemezler. Ancak çevresel faktörler (en önemlileri beslenme-kalsiyum alımı ve spordur ) değiştirilebilir. Osteoporozdan korunmak için yapılabilecekler de bu grup içindedir. Kemik kitlesinin büyük kısmı ilk 20 yıl içinde kazanılır. Anne karnında başlayan dönemden itibaren ergenliğe kadar yavaş ve düzenli artış ile ergenlikte kemik kitlesinin % 60’ına ulaşılır. 30 yaşına kadar kemik yoğunluğunda hafif artış devam eder. 30 yaşından sonra engel olunamayan kemik kaybı başlar. 11-24 yaş grubunda 1200-1500 mg kalsiyum / gün alınması önerilmektedir.  

Genetik olarak belirlenmiş maksimum kemik kitlesine ulaşılması için gereken kalsiyum alımı ile diyetle alınan kalsiyum arasında belirgin fark vardır. Kalsiyum takviyesi bu nedenle çok önemlidir. Özellikle kızlarda 10-17 yaş grubunda kalsiyum alımı azalır. Kızlar günde ortalama 780-820 mg, erkekler ise günde ortalama 800-920 mg kalsiyum alırlar.

Yapılan çalışmalar süt ve süt ürünleri tüketenlerde kemik mineral yoğunluğunun daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kalsiyum takviyesi kullanılması ihmal edilmemelidir. Yine araştırmalar menopoz sonrasında kemik kaybının ergenlikte kalsiyum alımı az olanlarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Ergenlik yaş grubunda artan meşrubat tüketimi de kalsiyum alımı üzerinde olumsuz etki yapar. Ayrıca kafeinli içeceklerin kalsiyum atılımını arttırması nedeniyle de negatif kalsiyum dengesi gelişir.

Benzer şekilde ergenlikte azalan meyve-sebze tüketimi de kemik sağlığını olumsuz etkiler. Araştırmalar günde üç porsiyondan az sebze-meyve tüketenlerde idrarla kalsiyum atılımının fazla olduğunu göstermektedir. Her fırsatta sebze ve meyveden zengin beslenmeleri desteklenmeli, yaratıcı uygulamalarla bu mümkün kılınmalıdır.

Süt ve süt ürünleri bilinen en zengin kalsiyum kaynaklarıdır.  Doğal olarak kalsiyum alımını garanti altına almanın yolu süt ve süt ürünleri tüketimlerini arttırmaktır. Ancak ergenlikte bu da çok kolay değildir. Pek çok konuda olduğu gibi beslenme konusunda da kendi tercihleri ve iradeleri ile beslenmeyi tercih ederler ve önemli bir kısmı sağlıklı ürünlerle beslenmezler.

Ergenlikte beslenmeyi olumsuz etkileyen risk faktörleri çok fazladır. Büyüme-gelişmenin hızlanması, nutrisyonel ihtiyaçlarda artma, adet görme, hızlı büyüme, demir ihtiyacında artma, artan fiziksel aktivite-spor, enerji ihtiyacında artma, estetik kaygılar, diyet ve uygun olmayan kilo verme yöntemleri, psikolojik baskılar ve olumsuz etkilere açık olma ergenlerin beslenmesinde risk yaratan faktörlerdir.   Kimlik arayışı, bağımsızlık savaşı, kabul görme mücadelesi, estetik kaygılar, toplum baskısı, sağlıklı olma bilincinde yetersizlik ergenlerin beslenmesini olumsuz etkileyen psiko-sosyal faktörlerdir.

Gelecek hafta devam etmek üzere, sevgiler…

Bu yazı 226 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');