ENDÜSTRİ 4.0 TRENİ
Özgür Altunkaya

Özgür Altunkaya

Pusula

ENDÜSTRİ 4.0 TRENİ

01 Temmuz 2017 - 10:04

ENDÜSTRİ 4.0 TRENİ

Antik yunanlılar ya da romalılar için 17.yüzyıl avrupasında yaşamak hiç de zor olmazdı.  Çünkü yaklaşık 2000 yıl boyunca teknolojik gelişmeler ve yaşam tarzındaki değişim alışılamayacak düzeyde değildi. Ancak son 250 yılda bu alanlardaki gelişmeler üstel bir grafik çizecek şekilde oluştu ve insan hayatını bambaşka bir boyuta taşıdı.

Bu süreç içerisinde buhar gücünün endüstride kullanımı ile başlayan gelişmeler ilk endüstriyel devrimi başlattı. Özellikle tekstil endüstrisi, taşımacılık ve demir-çelik endüstrisinde kayda değer değişimler yaşandı.

Çelik üretimindeki gelişmeler, elektrik, telefon, ampul, ilk benzinli motor, ilk otomobil ve son olarak da Wright Kardeşlerin ilk benzinli uçağı yapması o dönem insanlarını hayallerinin bile çok ötesine taşımıştı. Sanayideki gelişmelerin sosyal etkileri ise girişimcilerin zenginleşmesi, işçi haklarının gündeme gelmesi, sendikaların kurulması ve ilk grevleri beraberinde getirdi. Yönetim sistemleri üzerine çalışmalar başladı. Sadece yüzyıla yakın bir zamanda evlerde kadınların giysileri kendi olanakları ile diktiği bir yapıdan gökyüzünde uçabilen makinelere geçiş yapıldı.

Aradan iki dünya savaşı geçtikten sonra insan hayatında bambaşka gelişmeler ortaya çıktı. Bilgisayar, televizyon gibi icatlar internet ve programlanabilir makineler gibi icatları tetikledi. Son olarak aya gidilmesi ile bir kez daha insanlar hayallerinin ötesine geçmiş oldu.

Buraya kadar olan kısım ilk üç sanayi devriminin çok kısa bir özetiydi. Şu anda ise bambaşka bir geçiş dönemi yaşanıyor. İlk kez 2011 de Hannover fuarında dile getirilip bir yıl sonrasında Robert Bosch GmbH ve Henning Kagermann tarafından oluşturulan bir çalışma grubu Alman hükümetine Endüstri Devrimi 4.0 öneri dosyasını sunmuştur.

Endüstri 4.0 temelinde endüstri ile bilişim ortaklığından daha verimli ve daha az maliyetli üretim ve servis faaliyetleri yaratmayı amaç edinir. Bu bağlamda ihtiyaç duyulan iki şey bu devrimi gerçekleştirirken kullanılacak yazılımlar ve bu yazılımların entegre olduğu cihazlar ile, bu cihazların arasında da iletişimi sağlayacak bir bağlantı, yani nesnelerin interneti (IoT) dir.

Bu bileşenler ile amaçlanan, insanların daha karar verici olarak kullanıldığı iş ortamlarına geçiştir. Böylece üretim, bakım, depolama, tamir ve hatta nakliye gibi işlerin hemen hepsinin birbirleri ile sürekli iletişimde olan, sensörlerle donatılmış makineler tarafından yapılması sağlanacak. En düşük enerji kullanımı, işbaşı saatinin maksimize edilmesi, hata oranlarının neredeyse yok edilmesi ve işgücü maliyetlerinin minimize edilmesi hedeflenen faydaların sadece ilk akla gelenleridir.

Bu süreç üretim özelinde çok büyük etki gösterse de tedarik zincirinin genelinde de yıkıcı bir değişim getireceği bir gerçektir. Özellikle temelini iletişim ve verimliliğin oluşturduğu yeni teknolojilerin kullanımı iş yapış tarzlarını değiştirecek, geleneksel doğrusal tedarik zinciri yapısını entegre tedarik zinciri ekosistemine çevirecektir.

 

 

Yeni ekosistemde yer alan her paydaş arasındaki iletişim hızı ve kalitesi sayesinde tüm yapının tepki hızı artacak, bununla birlikte kamçı etkisi hızla yok edilebilecektir.

 

Endüstri 4.0 ‘ın tedarik zinciri üzerindeki etkisi sadece yapının değişmesi yönünde değil, iş tanımlarının da yeniden düzenlenmesi yönünde olacaktır. Satınalma işi yoğun olarak yazılım, sensor ve bilgisayar tabanlı makineler satınalmasına yönelecek, depolama işleri yeni teknolojilerin kullanımı ile verimlilik esaslı hale dönüşecektir. Nakliye işi ise sürücüsüz teslimat ile başka bir boyut kazanacaktır. Tüm bu yapıyı destekleyen büyük veri analiz yapısı ve karar verme süreçleri ile tedarik zincirine yeni iş tanımları da eklenecektir.

 

 

Ancak bu dönüşümün önünde yine de bir çok zorluk bulunmaktadır.

 

  • Yüksek yatırım bedelleri, girişimcileri bu şekilde bir yatırım yapma kararı alma konusunda zorlamaktadır.
  • İletişimin bir şart olduğu bu dönüşümde bilgi güvenliğinin nasıl sağlanacağı hala bir muamma.
  • Bu kadar yoğun bir teknolojiyi kullanacak olan işgücü henüz mevcut değil, yeni doğabilecek bir çok meslek için iş tanımı bile yok
  • Firmaların birbirleri ile bilgileri net olarak paylaşması başarının önemli bir faktörü. Ancak bu anlamda ne kadar başarılı olunabileceği bilinmiyor.
  • Robotik cihaz ve yazılım tedarikçileri; bu alanlarda da yeterli sayıda girişim yok. Endüstrinin devleri bu işe soyunmuş durumda.
  • Bazı devletler çoktan konumunu belirleyip yola çıksa da hala bu trene nereden ve nasıl bineceğini bilmeyen ülkeler çok geç kalıyorlar. Yatırımcılar için teşvik programları netleştirilmeli, işgücü yaratmak için üniversiteler ve eğitim kurumlarının programları revize edilmeli, teknolojilerin kullanılabilmesi için gerekli altyapılar kurulmalı.

 

Sonuç olarak hepimiz bir endüstriyel dönüşümün içerisinde yaşıyoruz ve hayatımıza getirdiği kolaylık ve yeniliklere alışıyoruz. Şu anda bir çoğumuzun aklına dahi gelmeyen icatları mümkün kılacak bu devrimin tedarik zincirini yepyeni bir yapıya dönüştüreceği aşikar. Günümüzde rekabetin tedarik zincirleri arasında olduğu gerçeği ile bu dönüşümden korkmak yerine öncüler arasına girebilen firmaların diğerlerine karşı çok büyük bir avantajı olacağı yadsınamaz. Korku sadece başarısızlık getirecektir, cesur olun, anlayın ve treni kaçırmayın.

 

Sevgi ve saygılarımla

 

Özgür Altunkaya

 

 

 

 

Bu yazı 592 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');