TEPKİME
Av. Işıl Büyükgebiz

Av. Işıl Büyükgebiz

Ephemera

TEPKİME

19 Mayıs 2017 - 11:28

TEPKİME

Herkes aynı yöne çekseydi..

Lars Von Trier’nin son filmi olan “Melancholia”, mesajını birbirinden çok farklı yaradılışta olan iki kız kardeşin, “kriz anı”nda kendilerinden beklenildiği gibi davranmamaları üzerinden veriyor.

Kız kardeşlerden biri “hasta” gözüyle bakılan, düğün gecesi son derece donanımlı bir törene ve çok sayıdaki misafire rağmen, müstakbel damadı terk edip kaçan bir ruha sahip. Diğer kız kardeş ise “sınır”ları içinde kalmış, evli, çocuklu ve kardeşinin düğün töreninin organizasyonunu üstlenmesi ve son derece titizlikle bu organizasyonu yerine getirmeye gayret etmesi itibariyle de hayatta, “Gerekeni her zaman gerektiği gibi” yapan “Sınırları aşmak bana yasak”tır ruhuna sahip. Halbuki bir sır varmış unutulan; sınır denilen 3-5 sıra tuğlaymış üst üste konulan!

Kriz anı olarak nitelendirdiğim Melancholia isimli meteorun, dünyaya belirlenmiş olan günün yine belirlenmiş zaman diliminde çarpacağı ve bunun dünyanın sonu olacağı gerçeğinin kabullenişinin sancıları, bu gerçeği tolere edebilme konusundaki esneklikleri, sükûnet ve tevekkülleri itibariyle  makul kız kardeş bu olağanüstü durumdaki “gereken”i yerine getiremiyor. Filmin başından beri tutarsız, anlaşılmaz ve hatta “hasta” olarak aktarılan kardeş ise sakin kalabiliyor ve kriz anını olması gerektiği gibi yönetiyor. Tepkili kız kardeş dengeyi sağlıyor.

Denge biraz da tepki. Tepkilerini türlü çekincelerle ki bunlar gözden düşme endişesi, ürkeklik, karşısındakini kırma endişesi gibi şeyler olabilir, yaşamayan dolayısıyla da yansıtmayan, denge halinden uzak kalıyor.

Sevdiklerimiz farkında olmadan bize kötülük yapabiliyorlar. Şöyle ki, tepkilerimizi ortaya koyunca yüzü asılan, tavır yapan üstelik de bu tavrı, soğukluğu tepki anı geçtikten sonraki günlerde de sürdüren insanlar varsa tepki alanımızda, ne fena… Biz de eğer bu kişileri önemsiyor ve üzmekten çekiniyorsak farkında bile olmadan tepkilerimizi bastırıyoruz demektir. “Şimdi ben bunu söylersem veya böyle davranırsam üzülecek” veya “günlerce yüzü asık olacak, soğuk davranacak; amaan, hiç uğraşamam” deyip adeta karşımızdakinin son derece haksız tepkisi yüzünden kendi tepkilerimizi bastırıyor, kendi tepkilerimizden oluyoruz. Karşının tepkisi bizim tepki göstermemizi engelliyor bir nevi. Belli ki bu insanlar tepki göstermenin son derece doğal ve sağlıklı bir hareket olduğunun farkında değiller. Tepki etkiyle kıyaslandığında sağlıklı bir ölçüde olduğu müddetçe dramatize edilecek, gerçeğinden çok daha ağır yaşanılacak bir durum yok tepkiyle karşılaşma halinde.

Hesap, usturuplu olma gayreti, etkiyi ölçülü yansıtma isteği gibi hususlar akla gelince de zaten tepki tepkisizliğe bırakıyor yerini. Oysa ki denge halinin tepkiye de ihtiyacı var. Ansızın gerçekleşen, önceden kestirilemeyen, içten gelen ve davranışa veya söze yansıma sürecinde de yoluna, tavrına hiç karışılmayan tepkiler bizi özgürleştiriyor.

Bu hayatta azıcık müdanasız, azıcık kafası bozuk, başıbozuk yaşama taraftarıyım. Bunun için öncelikle tepkilerde özgürleşme gerçekleşebilmeli.

İnsanın en büyük sorumluluğu kendisine karşı.  Bu sorumluluk: “kendini gerçekleştirme” sorumluluğu. Kendini gerçekleştirebilme için de kendini özgür hissetme ve özgürmüş kabulüyle yaşama gerekiyor. Müdanasızlık; özgürmüş gibi yaşama hali. Çünkü günümüz koşullarında “özgürlük, tiranın adını unutmaktır.”*

Aksi takdirde “kendinin bile ücrasında yaşayan”** kişiler olabiliriz. Ve kendinin bile ücrasında yaşayanlar için gidilecek yer ne kadar uzak olabilir?**

Tepki gösterebilme ruhu özgürlükle soluklandırıp, ruhsal konforu sağlıyor. Kişiyi dengeli kılıyor. Dengeli insan hem daha kolay eğiliyor hem düştüğünde daha kolay kalkıyor, hem de kolay kolay düşmüyor. Yani hayatın içinde karşılaşılabilecek hallere karşı ayaklarını gerçeğin toprağına daha sıkı basıyor. Gerçekler de Dünya’nın etkileri ve herkeste farklı tepkiler doğuran bu etkiler dünyamızı etkiliyor. Kimin ayağı gerçeğin toprağına daha sıkı basılıysa yani kim Dünya’nın dünyamıza olan etkileri olan gerçeklere daha vakıfsa; O, en dengeli tepkileri gösteriyor ve “gerçekliği”ni kaybetmiyor.

Etkileri tepkilerine kavuşturalım çünkü  “Herkes aynı yöne çekseydi, dünya alabora olurdu”***

 

*Lale Müldür

**İsmet Özel

***Yidiş atasözü

Bu yazı 196 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');