ÇIKIŞ
Av. Işıl Büyükgebiz

Av. Işıl Büyükgebiz

Ephemera

ÇIKIŞ

28 Haziran 2017 - 14:23

ÇIKIŞ

Deliliğe ufak bir adım

Geçtiğimiz aylarda son bulan bir sergiden bahsederek başlamak istiyorum. 

Serginin adı: Çıkış, Latince ismiyle: Exodo. Çiğdem Yapanar’ın kişisel sergisi.

“Yapıtlarıyla hayatı sorgulamaya devamedenve insanın toplumsal kurallara başkaldırısını heykele döken sanatçı, bu sergisinde insanın sıkışmışlığından kurtulmasını, bronzun içinden yer yer yırtılarak fışkıran saydamlığı kullanarak ifade ediyor.

Yapanar’ın sıkışmışlığı ve kuvveti simgeleyen heykelleri, önceki çalışmaları gibi sükuneti ve zarifliği telkin ediyor. Ancak bu zarafet ve sükunetin yanı sıra vücutlardaki devinim; benliğin sıkışmışlığının, toplumsal kurallarla örülü duvarları aşarak insanın kendini gerçekleştirmeye çalışmasının ifadesi.”*

Heykellere gelince… Bronz malzemeden meydana getirilmiş “insan”ların saydam malzemeden oluşturulmuş şekilsiz kütlenin içinde sıkışmışlığı söz konusu. Bu saydam malzemenin içine sıkışmış veya yapışmış gibiler… Hareketlerini tamamlamaları engellenmiş, durdurulmuşlar, sıkıştırılmışlar, hapsedilmişler…

Hepimiz gibi… Bizi durduran, hareketimizi tamamlamamızı, kendimizi gerçekleştirmemizi engelleyen de söz konusu heykellerdeki sıkışmışlığı ve engellenmeyi yaratan o “şekilsiz saydamlık”. Bizim şekilsiz saydamlığımız toplumsal kabuller, teamüller, adanmışlıklar, kurallar… Bunların yarattığı kütle; katı, sabit, kırılamaz. Bizimle temas edene, bize ulaşana dek akışkan, bizi yakaladığı anda ise öylesine katı ki sarsılmazlığı ve kırılmaz katılığıyla hareket alanımızı doldurup donduruyor.

İsminde bile “engellenme”yi taşıyan 1999 yapımı “Girl, Interrupted” isimli film 1969’da “özgür”lerin Woodstock’a**, şanssızların savaşa gittiği bir dönemde nereye gideceğini bilmeyen bir gencin, ki bu genç Amerikalı yazar Susanna Kaysen, Sylvia Plath, Robert Lowell, James Taylor ve Ray Charles gibi isimleri de ağırlamış olan Claymoore isimli akıl hastanesine gönderilmesiyle başlayan süreci aktarıyor. “Alice Harikalar Diyarı”ndaki tavşan karakterine yazar Lewis Carroll’un söylettiği “nereye gittiğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok” cümlesini hatra getiren bir yolculuk başlangıcı bu…   

“Bazen nasıl uyum sağlayacağını bilemezsin, bir çıkış yolu bulana dek…” diyen bu film engellenmişlik ve çıkış konularını irdeliyor, kişinin “kendi”sine sınırlarının ötesine geçmeyi yasakladığını fark ettirerek.

Dostoyevski’nin dediği gibi hepimizin biraz “temiz hava”ya ihtiyacı var. “Dışarı çıkmaya” ihtiyacımız var. Sınırlarımızın dışına çıkmaya…

Mitolojideki kuyruğunu yutan yılan Ouroboros misali kuyruğumuzu yutarak oluşturduğumuz çemberimizin içinde yaşıyoruz. Kendimizi dışarıya kapatıyor, kendimizle kendimizi sınırlıyoruz. Kendi sınırlarımızın içiyle yetiniyoruz. Kendimizi kapatıyoruz, kendimize kapanıyoruz, kendi üstümüze kapaklanıyoruz.

 “Bazen aklı başında kalmanın tek yolu deliliğe ufak bir adım atmaktır.”

 

http://www.kareartgallery.com/index.php?cmd=sergiler&page=basin&sid=212&siid=215

** Amerika’da ilk kez 1969’da düzenlenen hippilerle anılan müzik festivali.

Bu yazı 182 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');