Dağıtım Merkezi Seçimimizi Yaparken Dikkatli Olalım
Atilla Yıldıztekin

Atilla Yıldıztekin

Lojistik

Dağıtım Merkezi Seçimimizi Yaparken Dikkatli Olalım

31 Mayıs 2018 - 17:57

 

Dağıtım Merkezi Seçimimizi Yaparken Dikkatli Olalım

Dağıtım merkezlerini süreç içinde taşınan ürünlerin akış hızının reglle edildiği hacımlar olarak tanımlıyoruz.  Üretimin fazla, buna karşılık talebin düşük olduğu dönemlerde son kullanıcıya olan akış hızını dengelemek için dağıtım merkezlerini stoklama alanı olarak kullanırız. Buna karşılık üretimin az talebin fazla olduğu dönemlerde de piyasada mal sıkıntısı çekilmemesi, satış fiyatlarının şişmemesi ve rakip firmalara satış kaybı yaratılmaması için bu dağıtım merkezleri ikinci bir üretim merkezi gibi çalışmakta ve piyasa talebini karşılamak için kullanılmaktadır.

Dağıtım merkezleri aynı zamanda uzak mesafelere büyük araçlarla, gemilerle, konteynırlarla, trenlerle taşınan ürünlerin; yakın mesafe dağıtımında küçük ama hızlı araçlara yükleme esnasında, ölçek küçülten merkezler olarak da kullanılmaktadır. Bir transfer merkezi olarak değerlendirilmektedir. Dağıtım merkezlerinin içeride ürünün beklemediği yani bir kapıdan paletle girdiği, diğer kapıdan palet veya koli ile anında çıktığı işletim biçimleri de vardır. Bunlara da “cross docking” yani kapıda aktarma veya kısaca aktarma merkezi olarak isim vermekteyiz.

Ürünlerin dağıtım merkezlerinde beklediği süre boyunca yapılacak işlemler vardır. Bu işlemler üretim sırasında üretim hızını azaltmaması için sonraya bırakılan özel ambalajlama, takım yapma, kolileme, stok için koruyucu işlemler, paletleme, etiketleme, son kullanım için kalite kontrol, bandrolleme, kılavuz ilavesi, shrinkleme gibi işlemlerdir. Dağıtım merkezlerindeki iş yoğunluğunun el verdiği ölçüde merkez çalışanları bu hizmetleri de yerine getirerek artı değer yaratmakta ve ürün akışı hızını arttırmaktadırlar.

Lojistik şirketleri genel olarak taşıma işleri organizatörü, taşımacı, kargocu veya gümrük müşavirliğinden lojistik hizmet sektörüne geçen işletmelerdir. Bu işletmelerin büyük çoğunluğu depolama hizmetlerini işin gerektirdiği bir işlem olarak görmüşler ve küçük ölçekli depolarla bu hizmetleri vermeye başlamışlardır. Depoların dağıtım merkezine dönüşmesi olgusu lojistik hizmetlerin pazarının büyümesi ile gündeme gelmiştir. Ülkemizde depolar genellikle prefabrik beton veya çelik konstrüksiyon olarak inşa edilmiş ve hangi amaca hizmet edeceği belli olamayan kapalı alanlar olarak ortaya çıkmıştır. Ülkenin her noktasına boş bir arazi üzerine ucuz olduğu için kolayca yapılmış ve isteyen üretim için, isteyen depo için kullansın diye düzayak girişi olan rampasız alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Lojistik şirketleri depolama hizmeti verecek bir müşteri bulmadan depo inşaatına veya kiralamasına girememekte, hizmet alacak müşterileri de depoyu görüp gezmeden iş verememektedir. Bu gerçek de lojistik hizmetlerin outsource edilme hızını azaltmaktadır.

Sermayesi, yatırım vizyonu olan kuruluşlar için en az 20.000 m2 alanlı 10-11 mt yüksekliğe sahip, mümkün olduğu kadar çok giriş rampası olan, ısı izolasyonu, idari ve sosyal tesisleri tamamlanmış depolar güncel adıyla dağıtım merkezi yapabilirler. Sermayenin çok parçalandığı, yatırımın zorlaştığı, banka kredilerinin hala kısa vadeli ve yüksek faizli olduğu Türkiye’de yapılması gereken iş; kapasitesine göre aynı noktada modüler büyüyecek 5.000 m2 ile başlayıp her periyotta yeni 5.000 m2'lik modüller ilave edilebilecek dağıtım merkezleri oluşturmaktır. Bu dağıtım merkezlerinin JIT teslimat yapılacaksa üretim merkezine, ürün dağıtımı yapılacak ise; tüketim veya teslimat noktalarına mümkün olduğu kadar yakın olması gerekmektedir.

Sermayesini lojistik yönetimin temeline, yani işi yapacak olan kişiye, iletişim alt yapısına ve süreç kontrol yazılımlarına harcamak yerine üzerine depo yapacak oldukları alana yani toprağa harcamaları lojistik konusuna girecek veya işlerini geliştirecek kuruluşlar için bir kayıptır. Bu gün satın aldıkları veya inşa edecekleri depolar yarın küçük gelecek ve farklı lokasyonda yeni bir küçük depo inşaatı daha yapmak veya yaptırmak zorunda kalacaklardır.

Doğrusu belirledikleri alanda arazisi olan kişilerle yapılacak olan sözleşmelerle modüler genişleyebilecek, amaca uygun projelendirilmiş, uzun dönem kiraya alınmak üzere sözleşmeye bağlanmış dağıtım merkezlerine sahip olmaktır. Birçok banka ve finans kuruluşu bu tip projeleri 2 yılı ödemesiz uzun döneme yayılmış şekilde kredilendirebilmektedir. Arazi sahipleri lojistik işine girmemeli, lojistik firmalar da toprağa yatırım yapmamalıdır.

Kaynaklarımızı temel işimize yönlendirmemiz bizleri başarıya götürecektir. Bu sadece sermayemiz olarak değil, emeğimiz, yanımızda çalıştırdıklarımız, zamanımız düşüncelerimiz ve hayallerimiz için de geçerlidir.

 

 

Atilla Yıldıztekin

Lojistik Yönetimi Danışmanı

atilla@yildiztekin.com

0 532 215 6818

Bu yazı 98 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');