Öğretmen Kim ? Öğreten Kim ?
Altuğ Yıldıztekin

Altuğ Yıldıztekin

Binbir Yaşam ( 1992-1993 ) Yılları. 25 Yıl Önce Yazdığım Köşe Yazıları ile Bugünlere Farklı Bir Bakış

Öğretmen Kim ? Öğreten Kim ?

23 Eylül 2016 - 18:21 - Güncelleme: 25 Şubat 2017 - 14:36

Öğretmen Kim ? Öğreten Kim ?

500 yıl, 80 yıl, belki de 10 yıl öncesine kadar öğretmenler öğretenlerin başında geliyordu. Öğretmenliğin yalnızca bir meslek olarak değerlendirilmediği bu geçmiş dönemlerde, koskoca imparatorlukları yöneten Osmanlı padişahları öğretmenlerine olağanüstü saygı ve sevgi gösteriyorlardı. Bir milletin yeniden doğuşunun sonrasında büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk başöğretmen olarak tanımlanmaktaydı. Bu Türk milletinin kurtarıcına layık gördüğü en büyük ve en anlamlı tanımlardan birisiydi.

Bugün de orta yaş üzerini yaşayan nesilin gözünde ve duygularında en önemli kişilerin başında öğretmenleri gelmektedir. Bunun en güzel ve duygulandırıcı örneğini bir toplantıda ilkokul öğretmeni ile karşılaşan dönemin Milli Eğitim Bakanı Sayın Köksal Toptan göstermiştir. Bu nesil, öğretmenlerini bazen düşlerinde, bazen duygularında ve bazen de anılarında yaşatmaktadır. Sahip olduğu pek çok değere öğretmenleri sayesinde ulaştığını düşünmektedir. Yüzyıllar boyunca böylesine sevgi ve saygı ile anılan öğretmenler, yeni nesil tarafından, neden aynı ilgi ile değerlendirilmemekte ve anılmamakta? Bu harika insanların geleceğimiz için önemi nasıl oluyor da hissedilmiyor? Gerçek inanılmaz çelişkili. Öğrenmemiz gereken; bilgi miktarının artması oranında öğretmenlere gereksinmemizin ve onların önemini artması beklenirken, sonuç tam bir paradoks. Gelecek 15 yıllık dönem içinde şu anda sahip olduğumuz bilgiler 4 katına, 50 yıllık dönem içinde ise 30 katına ulaşacak. Bu inanılmaz bilgi büyüklüğü öğretmenlerin yanı sıra yeni ve etkin başka kaynak öğreticileri ortaya çıkarıyor. Ayrıca teknik ve düşünsel iletişimin artmış olması da eğitiminin yapısı ve sürecini değiştiriyor. Bugün aileler, eşler, arkadaşlar, sevgililer birbirleri ile daha fazla iletişim içindeler. Bilgisayarlar, radyolar, kitaplar, televizyonlar, dergiler, gazeteler, kasetler en etkin öğreticiler olmuşlar. Kurslar, yarışmalar, özel öğretmenler, iş ortamları, firmalar, dernekler, sendikalar, din adamları, politikacılar yani bordrosunda gerçekte öğretmen yazmayan pek çok kişi ve kurum öğretmenlerin yerini almışlar. İnsanlar hem öğreten hem de öğrenen olmuş. Bilginin sınır ve limit tanımayan dağılım ve dolaşım özelliği tüm engelleri aşarak başka insanlara ulaşmış. Sinomides “ Büyük şehirler insanların öğreticileridir.” Derken, Quid ”  İnsanlar düşmanlarından bile öğrenebilirler” diyor. Farkında olalım öğrendiğimiz tüm bilgiler bizleri de aynı bilgilere sahip olan ve olacak diğer insanlara yaklaştırıyor. Günümüzde, öğretenlerin çeşit ve sayısının artması, öğretmenlerin görünüş ve anlamını öğrencilerin ve sonuçta toplumun gözünde ne yazık ki bir parça değiştiriyor. Bu mutlaka çözümlenmesi ve değiştirilmesi gereken bir düşünce. Çünkü; insanoğlunun her zaman gerçek öğretmenlere ihtiyacı olacak. Bu gerçek öğretmenler insanların doğru öğreticileri bulabilmesini, onlardan yararlanabilmesini sağlayacak. Eminim ki, öğretmenlerimizi özlemle anıyor ve her şeyimizle saygı duyuyoruz. Çünkü, onlar için hissettiklerimiz ve düşündüklerimiz gerçek öğretmenler ve yalnızca öğretenler arasında olan çok önemli farklılığı ortaya koymaktadır. Bunun yaşatılması ve bu konuda gelecek nesillere öğretici olunması bir anlamda vicdan borcumuzdur. Tüm öğretmenlerimize sevgi ve saygılarımla.

1992-1993 Köşe Yazılarımdan

 

Bu yazı 198 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');