OBEZİTEDE DOĞRU SANILAN 7 YANLIŞ

OBEZİTEDE DOĞRU SANILAN 7 YANLIŞ

Dünyaca ünlü Fizik Profesörü Stefan Hawking’in kısa bir süre önce “insanlığın şimdiye kadar karşılaştığı en ciddi sorunlardan biri” olarak tanımladığı ve tüm dünyayı uyardığı obezite, ülkemizde de hızla yaygınlaşıyor! Yakın gelecekte dünyada her 3 kişiden 2’sinin obez olacağı tahmin edilirken, ülkemizde halen 100 kişiden 20’si obezitenin kıskacında. Kiminde bir hastalık nedeniyle kullanılan ilaçlar, kiminde genetik faktörler, kiminde ise metabolizmada yavaş işleyiş aşırı kiloya yol açabilirken;

03 Mayıs 2017 - 14:05 - Güncelleme: 03 Mayıs 2017 - 16:52

Dünyaca ünlü Fizik Profesörü Stefan Hawking’in kısa bir süre önce  “insanlığın şimdiye kadar karşılaştığı en ciddi sorunlardan biri” olarak tanımladığı ve tüm dünyayı uyardığı obezite, ülkemizde de hızla yaygınlaşıyor! Yakın gelecekte dünyada her 3 kişiden 2’sinin obez olacağı tahmin edilirken, ülkemizde halen 100 kişiden 20’si obezitenin kıskacında. Kiminde bir hastalık nedeniyle kullanılan ilaçlar, kiminde genetik faktörler, kiminde ise metabolizmada yavaş işleyiş aşırı kiloya yol açabilirken; son yıllarda sağlıksız beslenme ve hareketsizlik de hastalığın artışında çok önemli rol oynuyor. Modern çağın bu salgın ve tehlikeli hastalığının aşması gereken en önemli engellerden biri de hurafeler! İSTANBUL BARİATRİCS kliniği Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Türkçapar, yaşam süresini normal kilodaki insanlara göre yaklaşık 15 yıl kısaltan, diyabetten kansere birçok tehlikeli hastalığa yol açan obezitehakkında doğru sanılan7 yanlışı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

 

 

 

  • Yakında aşısı bulunacak

 

Obezitenin yakında aşısının bulunacağı düşüncesiyle tedavisinin ertelenmesi tehlikeyi büyütüyor. Çünkü obezite sanıldığı gibi tek bir nedenden değil,birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Obezitenin aşı yada ilaç gibi sihirli bir tedavisi yakın gelecekte olmayacak.Diğer tarafdan aşırı şişmanlarda diyetlerle kilo verilsede ,%95 oranında geri kilo alımı ile sonuçlanıyor.Yapılan bilimsel çalışmalar,spor,diyet ve yaşam alışkanlığı değişikliği ile 10 yılda ancak %1,6 kilo verilebildiğini gösteriyor..Gelişmiş ülkelerde obezite cerrahisinin en çok yapılan ameliyatlar arasına girmesinin nedenlerinin başında, medikal tedavilerin başarısızlığı yer alıyor

 

  • Kilolar zarar veriyor

 

Obezitede sanılanın aksine sağlığa zarar veren sadece kilolar değil, kiloların yaptığı hormonal etkiler. Bu hormonal etkiler diyabetten yüksek tansiyona, karaciğer yağlanmasından gut ve kanser riskinin artmasına dek bir çok hastalığa yol açıyor. Obezite cerrahisi sanılanın aksine hastalara sadece kilo verdirerek etkili olmuyor.Obezite cerrahisi sonrası hastaların daha  kilo vermeden şeker hastalığı,yüksek tansiyon gibi yandaş hastalıkları hormonal etkilerle düzeliyor.Obezite cerrahisi sayesinde mide ve barsakların hormonal organlar olduğu anlaşıldı. Amerikan şişmanlık cerrahisi derneği,bu hormonal etkilerin ortaya konması nedeni ile 2007 yılından sonra adını Amerikan şişmanlık ve metabolizma cerrahi derneği olarak adını değiştirdi.

 

  • Obezite ameliyatı öldürüyor

 

Obezite ameliyatlarının herhangi bir ameliyattan ekstra tehlikesi bulunmuyor. Ancak son yıllarda obezite ameliyatlarına gerek bu alanda tecrübesi olmayan cerrahların çok sık girmesi, gerekse gerekli altyapısı olmayan bir hastanede yapılması ölüme yol açabiliyor. Oysa tecrübeli bir hekim ve bu alanda tam donanımlı merkezde yapılan obezite ameliyatının safra kesesi ameliyatı kadar riskli olduğu konsensüse varılmış bir konu. Ayrıca bu ameliyatlar yaşamsüresini 10 yıl kadar uzatan , gelecekte koroner bypass,diz protezi gibi birçok ameliyat olmaktan morbid obezleri uzaklaştıran bir tedavi şekli.

 

  • Ameliyatla iş bitiyor

 

“Bu sadece bir ameliyattır” kanısı yanlış ve tehlikeli! Obezite sadece cerrahi tedavi ile sona ermeyen, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren bir hastalık. Ameliyatla iş bitmiyor aksine yeni başlıyor. Ameliyat sonrası hastanın diyetisyen kontrolünde olması da en az cerrahi kadar önemli. Grup terapileri ameliyat sonrası süreçte hastaya ‘kafa değişikliği’ anlamında da katkı sağlıyor. Yani duygusal yeme bozuklukları,yeme alışkanlıkları ve gıdalar hakkındaki bilinçlenme ile yeni bir hayat kazanma sürecinde rehabilitasyon süreci gerekiyor.Ameliyat sonrası midenin çıkarılması nedeni ile iştah sağlayan Ghrelin hormonunun azalması,iştahın azalmasına yol açarken,küçülen mide hacimi ile uzun süreli tokluk hissi ,yeme bozukluklarının düzeltilmesinde hastaya bir zemin hazırlanmakta.

 

  •  Vitamini bir süre kullansam yeter

 

Ameliyattan sonra vitamin ve mineral kullanımı obezite cerrahisinin türüne göre değişiyor. Örneğin vitamin eksikliğinin en az görüldüğü ameliyat, tüp mide ameliyatı.  Hastaların doktoru tarafından kendisine belirtilen vitamin ve mineralleri kullanması şart. Üstelik hayat boyu düzenli kullanmaları gerekiyor. “Bir süre kullanmak yeterli” düşüncesi yanlış.   

 

  • Ameliyat sonrası bir daha kilo almam

 

Ameliyat sihirli bir değnek değil. Hastaların yüzde 20’si obezite cerrahisi sonrası yeniden kilo alabiliyor hatta yüzde 2-3’ü eski kilolarına dönüp yeniden olmak zorunda kalabiliyor. Dolayısıyla ameliyat sonrası kilo alınmayacağına yönelik düşünce gerçekçi değil. Hastanın operasyon sonrası günlük yaşam alışkanlıklarında gerekli değişiklikleri yapması şart. Obezite cerrahisi sonrası rehabilitasyon ve destek grupları ile çalışan merkezlerde ameliyat olanların başarısı bu nenle çok daha yüksek.

 

 

  • Yemek zevkimi yok edecek

 

Prof. Dr. Ahmet Türkçapar “Obezite cerrahisi sonrası kişinin ızdıraplı günler yaşayacağı, yemek yeme zevkinin ortadan kalkacağı düşüncesi yanlış. Hormonal değişiklikler  ile yemeklere ilginin ve iştahın daha az olması ,az gıda ile mide hacminin küçülmesi ,tokluk hissinin daha yoğun olması nedeni ile diyetlerdeki gibi zorluk çekmeden aşırı yemekten uzaklaşmak daha kolay olacaktır.” diyor.

 

 

 

 

 

Bu haber 313 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
', 'auto'); ga('send', 'pageview');